Merhaba Perfect Gazete okurları,
Bu ayki yazımın konusu Doğu Anadolu Halay Bölgeleri’nin geçen aydan devamı.
Siirt ve Bingöl:
Bu bölgelerin oyunları da Bitlis ve Muş bölgesi oyunlarına oldukça yakınlık gösteririrler. Siirt’in ‘Karakıştani’ oyunu Bitlis’in ‘Harkuşta’sına çok benzer. Bunda da oyuncular ellerini karşılarındaki oyuncuların ellerine şiddetle vururlar. Bingöl’de de ‘Çabukay’ adı altında aynı oyun vardır, ancak bunda oyuncular diz kırıp el çırparak kendi etraflarında dönüp karşıdakilerin ellerine vururlar. Bu oyuna Bingöl’de ‘Kartal’ oyunu da denir. Bunun sebebi el çırpmaların kartalın kanat çarpmalarını andırmasıdır. Siirt’in ‘Govend’ oyunu da çok özel bir karakter gösterir. Kürtçe ‘go’ türkü söylemek ‘vend’ ise beraber demektir. Gerçekten bu oyunda oyuncular iki sıra halinde karşı karşıya dizilirler. Her iki sıranın bir baş çekeni vardır. Bu iki sıra karşılıklı hem oyun oynarlar hem türkü söylerler. Bu daha çok düğünlerde oynanan bir oyundur. Bir sıra gelin tarafını diğer sıra da güvey tarafını temsil eder. ‘Koçeri’, ‘Meryemi’, ‘Sekme’ ve ‘halaylar’ Bingöl’ün oyunlarından bazılarıdır. Bingöl’de Siirt’te olduğu gibi ‘Govend’ oyunu da vardır, ancak daha değişik oynanır ve daha çok zeybek bölgesi oyunlarını andırır.
Bingöl’de bundan başka ‘Sekme’ ve ‘Koçeri’ adlı oyunlarda çok ünlü Cezayir havası da oynanır. Gelin götürme de bir oyundur. Baba evinden alınıp güvey evine götürülürken, türkü söylenerek oynanan bir oyun biçimidir. Bingöl’de Halk oyunları davul zurnadan başka Kaval’la da sürdürülmektedir.
Siirt oyunlarının bazıları ‘Miradi’, ‘Şeyhani’, ‘Girani’, ‘Botani’, ‘Garzani’, ‘Hırpani’ ve ‘Roşkani’dir. Siirt’te de Muş’ta olduğu gibi ‘Hol’, ‘Bilpit’ gibi kılıç, kalkan ve atlı oyunlar da vardır. Bu bölgenin başlıca sazı davul ve zurnadır. Diğer bir yerel çalgı da ‘kemançe’ denilen yaylı bir çalgıdır.
Van:
Bu bölge halk oyunlarında çok zengin bir bölgedir. Buranın oyunları da Bitlis – Muş bölgesiyle oldukça yakınlık gösterir. Van’da erkek halayları olduğu gibi kadın halayları da vardır. Ayrıca kadınlı erkekli halaylara da bolca rastlanır. Bu oyunlarda titreme hakim unsurdur. Van oyunları Bitlis-Muş oyunlarından etkilendiği gibi kuzeyden Erzurum bölgesinden de etkilenmiştir. Örneğin ‘Hır hır’ oyununda ellerin tutuşu ve bazı ayak atışları Erzurum’u oldukça andırır. Başlıca Van oyunları arasında ‘Temirağa’, ‘Larelli’, ‘Meyroke’, ‘Yargüzel’, ‘Baso’, ‘Koçeri’, ‘Devzer’, ‘Gülli’, ‘Havasor’ vardır. Davul zurna en çok kullanılan sazlardır.
Tunceli:
Bu bölge de halk oyunları bakımından çok zengindir.. Buranın en önemli oyunu ‘halay’ dır. Halaydan başka, sıra oyunlarından ‘Karaçor’, ‘Delilo’, ‘Horum’, ‘Tamzara’ gibi oyunlar oynanır. Bölgenin en ilginç oyunu ‘Ağaç’ oyunudur. Bu oyunda elinde büyük bir sopa bulunan biri önde durur, arkada da ellerinde küçük sopalarla diğer oyuncular yer alır. En öndeki elindeki büyük sopayı geriye doğru savurur, arkadakiler ise ellerindeki küçük sopalarla kendilerini korumaya çalışırlar. Bu bölgede de kadınlar halay oynarlar, kadın-erkek karışık oyunlar da vardır. Bölgenin oyunları arasında ‘Esi’, Kemal Çavuş’, ‘Şakıldım’, ‘Tıntıngo’ bulunur. Davul zurna en çok kullanılan sazlardır.
Yazımızı Tunceli’den kısa bir dörtlükle bitirelim:
GELDİM
Ela gözlerini sevdiğim dilber
Göster cemalini görmeye geldim
Buselerin derde derman dediler
Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim
Bir dahaki yazımda buluşmak üzere …
Bu konuda referans olarak Boğaziçi Üniversitesi tarafından yayınlanan “Folklora Doğru” dergileri alınmıştır.
Âşık Şenlik
Türklerin Terekeme boyundandır. Asıl adı Hasan’dır. 1850’de Çıldır’ın (Suhara) Aşık Şenlik Kasabası (Yakınsu) köyünde doğmuştur.
19 yaşındayken Ahilkelekli Aşık Nuri’den saz çalmayı öğrenmiştir.
Kars, Ahıska, Borçalı, Tiflis, Gürü ve Revan’ı gezerek çağının diğer saz şairiyle karşılaşmalar yapmıştır.
1913’teki Revan yolculuğu sonrasında oradaki rakip saz şairlerinin kıskançlığıyla yemeğine zehir katılmış ve memleketi Çıldır’a ulaşamadan Arpaçay ilçesinde ölmüştür.
Şiirlerinde Köroğlu, Dadaloğlu ve Karacaoğlan ile Azerbaycan sahası saz şairlerinden Hasta Hasan’ın etkisi vardır.
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı esnasında halk-toplum önderliği yapmıştır. Ünlü şiiri “93 Koçaklaması”nı bu esnada söylemiştir. Bu şiirde geçen, “can sağ iken yurt vermeniz düşmana” mısrası o dönemki yurt savunmasının temel felsefesini oluşturmuştur.
Bugün ben bir güzel gördüm
Bu dünyanın safasını sürmeden
Ne tuttun yakamı ay ihtiyarlık
Evvelki devranın düşer yadıma
El götür yakamdan koy ihtiyarlık
Alıp verir dizlerimin yelini
Eğdin kametimi büktün belimi
Yakın iken ırağ ettin yolumu
Günlük yolum oldu ay ihtiyarlık
Dayaksız adım atabilmenem
Tüy döşek üstünde yatabilmenem
Altı aylık çocuğa yetebilmenem
Ettin sabilere tay ihtiyarlık
Sultan idim dağ başında ben ezel
İndi dökülenler gönlümden gazel
Beni görüp güler idi her güzel
Onu da ömrüme say ihtiyarlık
Sulandı gözlerim zay oldu işler
Ağız papuçladı döküldü dişler
Ürkmez oldu benden yerdeki kuşlar
Çekerim elinden huy ihtiyarlık
Sefil Şenlik böyle bir hale geldi
Aşk ucundan benzi sarardı soldu
Evlad ü ıyalim terkimi kıldı
Ahir günüm oldu zay ihtiyarlık…






