Ana sayfa Yazarlar Folklor Köşesi HALK OYUNLARIMIZ VE BÖLGELERİ

HALK OYUNLARIMIZ VE BÖLGELERİ

5499
0
PAYLAŞ

Merhaba Perfect Gazete okurları…
Bu ayki yazımın konusu Halk Oyunlarımız ve bölgeleri:
Bölge ayrımlarına ve özelliklerine göre, halk oyunlarımızın ortalama bir hesapla %10’u Bar, %30’u Halay, %15’i Zeybek, Efe ve Seymen, %15’i Horon ve Sallama, %15’i Hora, Karşılama ve Sallama, %15’i kaşık ve zilli oyunlar olarak sınıflandırılabilir.
Bu oyunların %60’ı erkekler tarafından, %30’u kadınlar tarafından, %10’u da erkek kadın bir arada oynanmaktadır.
Bu bölgeleri biraz daha tanıyalım:

Bar bölgesi
Erzurum, Bayburt, Ağrı, Kars, Artvin, ve Erzincan illerimiz içine alan kuzey doğu bölgesi. Bu oyunlarımızın kuruluş özelliği yan yana, elele, yada kol kola tutuşularak, dizi halinde oynanan omuzdaşlık oyunları oluşudur. Belirli çalgıları Davul-Zurna olan Barlar, temel ölçülerde başlayan, birleşik karma ölçülerle kurulmuş çeşitli ritm motifli oyunlardır. Ayaktan ayağa geçişlerde figür değişiklerini hazırlayan ve yapısındaki esasları en çok belirten bu ritm ve motif zenginliğidir.

Halay bölgesi
Şerit halinde Doğu Anadolu bölgesiyle bir kısım orta Anadolu bölgesini içersine alır. Doğu’da Van, Bitlis, Muş, Bingöl, Tunceli, Elazığ ve Malatya, Güney Doğu’da Siirt, Diyarbakır, Kahraman Maraş, Gaziantep, Hatay, Urfa illerimizi içine alır. Kuzey Anadolu kesiminden orta Anadoluya doğru başlıca merkezler Çorum, Tokat, Sivas, Çankırı, Yozgat, Kayseri ve Kırşehir sayılabilir.
Dizi halinde oynanan Halayların çeşitli bölgelere yayılmış çok zengin çeşitlileri vardır.
Bu oyunların belirli çalgısı Davul-Zurna’dır. Müzikleri Barlar’da olduğu gibi çeşitli ritm canlılığı göstermekle beraber, ezgi yapısında, bazı bölgelerde çoğu zaman tek cümlelerin tekrarlama hali vardır.

Zeybek, Efe ve Seymen bölgesi
Merkezi Ege kıyıları ve bölgesi olmak üzere, Balıkesir, Bergama, Aydın, Denizli, Burdur, İsparta bölgelerini içine alır. Bu oyunlar Batı Karadeniz’in Kastamonu, Safranbolu, Bolu bölgelerinde, Orta Anadolu’nun Ankara, Eskişehir ve Kütahya bölgelerinde yaygındır. Bu oyunlarımızın belirli karekteri yere diz vurarak Türk saygı geleceğini yaşatmasıdır. Ritm’ ler ağır-aksak olup ve kahramanlık ezgileriyle karşılıklı oynanır. Denizli, Muğla, Fethiye ve Burdur bölgelerinde Teke zortlatması denilen türkülü oyunlarda vardır.

Horon ve Sallama bölgesi
Kıyı şeridi üzerinde, Samsun’dan başlayarak canlı merkezler halinde, Doğu Karadeniz’in yalı boyunca kısmı, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Çoruh ve Artvin’e kadar dayanan bölge leri için alır. El ele tutuşmalı ve ortaklaşa oyun tarzının en canlı ve hareketli dernekleri olan Horon’ların karekteristik çalgısı Kemençe ve Tulum’dur.
Müziklerin küçük kısa motif ve cümlelerin tekrar edilmesi suretiyle ritm canlılığı ve çabukluğu gösteren bir havası vardır.

Hora, Karşılama ve Sallama bölgesi
Genellikle Trakya kesimidir. Belli merkezleri, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ bölgeleridir.. Hora oyunları, ritmik ve işletici karakteri ve hareket değerleriyle dizi biçim oyunların tipik bir örneğini vermektedir. Çoğu zaman Serhat türküleri ve savaş durumlarında oynandığı için, müzikleri yiğitlik ve kabadayılık hareketlerini canlandıran ritmik davranılarla oynanır. Çalgılar genellikle davul-zurnadır. Bazen de Gayda, Kabak ve Bağlama kullanılır.

Kaşık ve zilli oyunlar bölgesi
Bu oyunlar Güney Anadolu’nun Akdeniz’de olan kısımlarında Mersin, Antalya, Silifke, Mut, Orta-Anadolu’da Konya. Kırşehir, Eskişehir, Karadeniz’in iç kısmına düşen Bartın ve Safranbolu bölgelerinde oynanır.
Oyunların karekteri, tahta kaşıklar şakırdatarak topuk kakıp omuz ve kuşak oynamak suretiyle, özellikle ayak oyunları olarak belirlenir.
Müzikler kırık havanın çeşitli ve hareketli ritm ahengi üzerine kurulmuş mahalli türkülerle söylenir

Bir sonraki yazımızda buluşmak ümidi ile ….
………….
Bu konuda referans olarak Boğaziçi Üniversitesi ‘ nin “Folklora doğru” dergileri alınmıştır.

AYIN OZANI

Köroğlu 

(16. yüzyıl) Doğum ve ölüm tarihleri bilinmeyen, asıl adı Ruşen Ali olup sonradan bir efsane kahramanı olan Köroğlu’nun adını alan bir şairimizdir. Bolu’nun Dörtdivan ilçesindendir. Bolu Beyi’nden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkan, yiğitlik ve iyilikseverliği destanlaşan isyancı Köroğlu, halk şairlerimiz içerisinde kavganın ve özgürlüğün sembolüdür. Şiirlerinde coşkun bir seslenişle yiğitlik, dostluk, aşk, doğa sevgisi çok sâde bir dille anlatılır. Bu şiirler, hikâyeci âşıkların nesirle anlatılan hikâyeleri arasına serpiştirilmiştir. Yaşar Kemal’in Üç Anadolu Efsanesi yapıtında günümüz edebiyatına aktarılan destana göre babası Yusuf, Bolu Beyi’nin seyisidir. At meraklısı olan Bolu Beyi, seyisi Yusuf’u cins bir at almaya gönderir; fakat Yusuf’un getirdiği tayı beğenmez, adamın gözlerine mil çektirir. Yusuf tayı ve oğlunu alıp memleketten çıkar. Ruşen Ali, babasının tarif ettiği tarzda, tayı karanlık bir ahırda besler. Tay, belli bir zaman sonra kanatlanır, eşsiz bir küheylan olur. Yusuf ile Ruşen Ali, Aras ırmağına gider, orada Bingöl’den inecek olan üç sihirli köpüğü beklerler. Yusuf, köpükleri içince, tekrar görmeye başlayacak, gençleşecek ve Bolu Beyi’nden intikamını alacaktır. Fakat, Ruşen Ali köpükleri kendisi içer, babasına köpüksüz su verir. Yusuf buna bir yandan üzülür, bir yandan da, oğlu intikamını alacak bir yiğit olacağı için sevinir. Bu sihirli üç köpükten biri Köroğlu’na ebedi hayat, biri yiğitlik, biri de şairlik sağlar. Yusuf, oğluna intikamını almasını tavsiye ettikten sonra ölür. Ruşen Ali Kır-At’ı ile birlikte dağa çıkar. Köroğlu diye ün alır, bir derebeyi gibi yaşamaya başlar, her savaşta üstün gelir; bezirganlardan, beylerden, paşalardan aldıklarını yoksullara dağıtır. Bir efsaneye göre Köroğlu’nu tek yenebilen kişi Kiziroğlu Mustafa Bey’dir. 
Bunun üzerine ise aşağıdaki türküyü yazar.
KİZİROĞLU MUSTAFA BEY
Bir atı var Ala Paça peh peh peh
Mecal vermez Kırat kaça
Hey hey hey
Az kaldı ortamdan biçe
 
Ağam kim, paşam kim, 
Nigar kim, hanım kim,
Kiziroğlu Mustafa Bey
Bir beyin oğlu
Zor beyin oğlu
 
BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ’NE
 
Benden selam olsun Bolu Beyi’ne
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir
 
Düşman geldi bölük bölük dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı
Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu
Eğri kılıç kında paslanmalıdır
 
Köroğlu düşer mi hele şanından
Çogunu ayırır er meydanından
Kırat köpüğünden düşman kanından
Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır