Toronto’da bir lisenin hemen yakınında, öğle vakti tıklım tıklım öğrencilerle dolu olan bir kahvede, öğrencilerden biri diğerine “Noel Baba’nın gerçek olmadığını öğrendiğinde kaç yaşındaydın?” diye soruyor. Diğer öğrencinin cevap vermesine bile fırsat bırakmayan Türk öğrenci “Noel Baba zaten gerçek ki” diye giriyor konunun tam ortasına. Diğer öğrencilerin şaşkın bakışları altında, gerçek Noel Baba’nın Antalya, Demre’de MS 300’lü yıllarda yaşamış olan ve ölümünden sonra Aziz ilan edilen bir piskopos olduğunu anlatıyor.
Soğuk havadan dolayı, adeta bir Metrobüs görüntüsünü andıran kahvede, tam bu öğrencilerin yanında ayakta duran, Norveç asıllı bir ailenin dördüncü jenerasyonundan bir öğrenci hemen itiraz ediyor kulak misafiri olduğu konuya.”Hayır” diyor, “ben dedemden dinlemiştim, Noel Baba diye anılan kişi, bir İskandinav masalından doğmuş bir karakter”. İyice kafası karışan Kanadalı genç “benim babam da, Noel Baba’nın Amerikan iç savaşı sırasında çizilen bir karikatür kahramanı olduğu söylemişti” diyerek konuyu iyice içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Bilimsel eğitim alıyor olmalarının vermiş olduğu anlayışla, birbirleriyle tartışıp kimin haklı olduğunu kas gücüne göre tespit etmek yerine, ellerindeki akıllı telefonların aslında okumak ve öğrenmek işine de yaradığının bilinciyle, Google üzerinden dünyaya açıyorlar pencerelerini ve Noel Baba’nın gerçekte kim olduğunu araştırıyorlar.
Bugün bildiğimiz kostümünü bir CocaCola reklamına borçlu olduğumuz Noel Baba’nın ister bir İskandinav masalından isterse Demre’deki bir kiliseden çıkmış olsun, insana ve insanlığa dair verdiği mesajlar daha çok ilgilerini çekiyor gençlerin. Kimdir Noel Baba? Dillere ve kültürlere göre ismi Noel Baba, Santa Claus veya Aziz Nikolas olsa da, aslında torbasında taşıdığı ve hediye diye dünyaya dağıttığı felsefesi önemli diye düşünüyorlar.
Bizlerin yetiştiği toplumun yüzde kaçı iletişim sistemleri gelişip herşeyi anında öğrenmeye başladığımız yıllara kadar, Antalya’nın şirin bir ilçesinde Noel Baba adına bir kilise olduğunu biliyordu? Yıllarca okullarında, Antalya deyince sadece portakal bahçeleri ve seralardan oluşan bir şehir olarak anlatılan Antalya’nın o dönemdeki en tanınmış ilçesi Manavgat’tı. Çünkü eski yıllarda kullanılan 5 Liralık banknotların arka tarafında Manavgat Şelalesi’nin resmi bulunmaktaydı. Antalya, Çıralı’daki Yanartaş’ı ilk defa 1973 yılında televizyonda görüp ilkokul öğretmenime anlattığımda, evinde televizyon olmadığı için Dünya üzerinde Çıralı diye bir yerin varlığından haberdar olmayan öğretmenimden ne kadar güzel bir hayal gücüm olduğu konusunda övgü (!) almıştım.
Araştırmaktan yoksun ve taasuplarla yaşayan toplumlarda Noel Baba’nın dini bir sembol zannedilmesini yadırgamamak lazım. Antalya’yı portakal bahçesi olarak anlatan bir eğitim sisteminde İskandinav efsanesi aramak çok fazla iyimserlik gerektirir. Bu yüzden, toplumun da Noel Baba’yı sadece Amerikan filmlerinde izledikleri şekliyle, Hıristiyanların kutsal günü olan Noel’de ortaya çıkan bir kişi olarak tanımaları, bu karakteri sadece Hıristiyanlara özel kılmakta olup kendi “kültürlerinde” zinhar mekruh sayılmaktadır. Benim mahallemde salyangoz da satamazsın Noel Baba’yı da sevemezsin!
Adı ister Santa Claus olsun ister Aziz Nikola yada beyaz sakallı amca, hiç farketmez. Mutluluk vermek ve sevindirmenin sembolüdür Noel Baba karakteri. Hiçbir efsanede, masalda, filmde, oyunda kötülük yapan bir Noel Baba karakter göremezsiniz. O, çuvalında herzaman sevgi taşır ve mutluluk dağıtır soğuk kış geceleri umutla ısınan evlerin, duman tüten bacalarından girerek.
Noel Baba’nın o koca göbeği ve geniş torbasıyla daracık bacadan içeri girebilmesi garip değilmidir? Bu ,içi sevgi ve iyilikle dolu olan insanın ruhunun hafifleyeceği ve en dar geçitlerden zorlanmadan geçebileceğinin sembolizmasıdır. Noel Baba’nın dapdaracık bacadan içeri girebiliyor olmasıyla, Hacı Bektaş Veli’nin inzivaya çekildiği mağara girişindeki “delikli taş” birbirlerine çok benzemiyor mu? Günahı olanların geçemeyeceğine inanılan “delikli taş”, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde, Hacı Bektaş-ı Veli’nin inzivaya çekildiği mağaranın bulunduğu Çilehane bölgesindedir. Sevginin ve insanlığın sembollerini bulmak için kuzey kutbuna veya İskandinavya’ya kadar gitmeye gerek yok. Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Mevlana, Aşık Veysel, Mahsuni Şerif ve daha niceleri Anadolu topraklarında sevginin, kardeşliğin, mutluluğun sırlarını paylaştılar insanlarla.
Çocuklar saflığın, neşenin, mutluluğun sembolüdür. Zengin, fakir, ırk, renk farkı gözetmeksizin çocukları sevindiren, mutluluk dağıtan bir sembolün yılbaşı zamanı ortaya çıkması da tesadüf değildir. Yeni yıl herkes için yeni umutlar, yeni başlangıçlar, yeni beklentiler ve dilekler demektir. İşte böyle bir zamanda ortaya çıkan ve mucizeler getirdiğine inanılan “ak sakallı nur yüzlü dede” sembolü hem çocukları hem de büyükleri sevindirerek yeni yıla umutla, sevgiyle, iyi dileklerle girmemizi sağlar.
Yeni yıl dilekleri hep barış ve sevgi mesajlarıyla doludur. İnsanlar birbirlerine sevgi, sağlık, başarı ve mutluluk dilerler: Kardeşliktir yeni yıl !
Yılbaşı piyango biletleri alınır: Umuttur yeni yıl !
Hediyeler verilir insanlar sevindirilir: Paylaşmaktır yeni yıl!
2018 yılının özlenen barış ve kardeşlik beklentilerinin gerçek olduğu, hiçbir canlının acı çekmediği ve sevginin dünyaya hükümdar olduğu bir yıl olmasını diliyorum.
Yeni Yılınız “Perfect” Olsun







