Ana sayfa Yazarlar Folklor Köşesi SAZ YAPIMI

SAZ YAPIMI

7009
0
PAYLAŞ

Merhaba Perfect Gazete okurları,

Bu ayki yazımın konusu saz yapımı ve bakımı hakkında.
Saz: cura, tanbura, bağlama, divan sazı ve meydan sazı olmak üzere 5 çeşittir. Bu yazımda sazın hangi ağaçlardan, hangi aletler kullanılarak yapıldığını bulabilirsiniz.

Sazın beş bölümü vardır:
1 – Gövde (Tekne)
2 – Gövde kapağı
3 – Sap
4 – Kulaklar
5 – Eşik

Gövde yapımı:
Bunun için, prizma şeklinde, dut, ardıç, kestane, elma, gürgen, karaağaç, ceviz, kavak veya meşe gibi ağaçlarının, oyma ve işlemenin zor olmaması ve çatlamaması için, budaksız kütükleri tercih edilir.

Oyma saz: Kütükler, iç yüzü oluklu uzun keserler kullanılarak oyulur. Oyma işlemine teknenin dış yüzüne 0.5 veya 1 cm yaklaşılana kadar devam edilir. İyi oyulmuş bir teknenin ışığa tutulduğunda aydınlık görünmemesi gerekir. Sazın titreşim kabiliyeti tekne duvarlarının inceliği ile bağlantılıdır. Tellerdeki ses titreşimi göğüs tahtası vasıtası ile tekne duvarlarına geçer ve tekne içindeki boşlukta son şeklini alır.
Yaprak saz: İnce çıtalardan hazırlanmış iskelet üzerine, ince ve baklava dilimi şeklindeki yaprakların tutkalla yapıştırılması yoluyla da saz gövdesi yapmak mümkündür. Yapraklar daha önce belirtilen ağaç cinslerinden elde edilirler.

En güzel ses veren gövdelerin, dut, ardıç ve elma olduğu kabul edilse bile, ses kalitesi sazın yapılış tekniği ile ilgilidir.

Gövde kapağı yapımı:

Daha çok çam ağacı tercih edilir. Kalınlığı çok ince olan bu tahtanın titreşim çokluğu nedeniyle, sazın vereceği ses kalitesi açısından çok önemlidir. Gövdenin açık kısmına kapatılan gövde kapağına hafif bir bombe verilir. Gövde kapağı gövdeye tutkalla sıkıca yapıştırılır.

Sap:
Sazin sapı için uzun tahtalar seçilir. Sapla gövde aynı cins ağaçtan yapılırsa daha güzel bir ses elde edilir. Sapın saz teli gelecek yüzü düz, arka kısmı oval olarak yapılır. Misinadan yapılan perdelerin üzerine kolay uygulama için sap kenarına boydan boya ince bir oluk açılır. Gövdeye eklenecek kısmının ucu kama şeklinde hazırlanır, diğer ucuna ise kulakların girmesi için, eşit aralıklarla 8-10 delik açılır. Bu delikler dışa doğru dar, içe doğru geniş olarak açılır.

Kulaklar:
Kulaklar, “T” harfi şeklinde ve sert ağaçlardan (şimşir, gürgen gibi) yapılır. Yumuşak ağaçlar, esneklikleri nedeni ile, tellerin gerilimini çekemezler. Plastik kulaklar ise hiç tercih edilmez

Eşik:
Eşikler sap ve gövdede kullanılır. Bunlar da gövde ve sapta kullanılan ağaçlardan yapılır. Ayrıca sazın telinden sesi yükseltmeye yarayan, mızrap veya tezene denilen alet kiraz ağacından yapılır. Plastik tezeneler eğilmeye veya kırılmaya dirençli olmalarına rağmen telden net ve temiz bir ses çıkartmadıkları için tercih edilmez.

Sazlarda olabililecek problemlerden en çok rastlananları şöyle sıralayabiliriz:
Tellerin saptan fazlaca yüksek oluşu, sazın sapının öne doğru eğilmesi, göğüs tahtasının çökmesi, gövdede herhangi bir çatlak olması, eşiğinin normal yükseklikte olmaması, eşiğinin göğüse tam yapışmaması, tellerin birbirine çok yakın veya çok uzak olması, sazın rutubetli bir yerde saklanması.

Ses kalitesi için ise, tellerin 1-2 ayda bir değiştirilmesi, tezenin ucunun çatlak olmaması ve sazın rutubetsiz bir yerde saklanması gerekir.

Bir sonraki yazımızda buluşmak ümidi ile ….

Bu konuda referans olarak Boğaziçi Üniversitesi tarafından yayınlanan “Folklora Doğru” dergileri alınmıştır.

Kul Himmet

16. yüzyılda yaşamış bir halk ozanıdır. Kul Himmet, Alevi-Bektaşi toplumunun yedi ulu ozanından biridir. Yazdığı nefesler, söylediği deyişler kendinden sonra gelen ozanları etkilemiştir.
Mezarı, doğduğu yer olan Tokat iline bağlı Almus ilçesinin Görümlü (Varzıl) köyündedir. Alevi-Bektaşi mezhebinin Erdebil Tekkesi’ne bağlı Safeviye kolundan olduğu öne sürülür. Yaşadığı dönemde, Pir Sultan Abdal ve Şah Hatayi’yle adı anılmıştır ve Yedi Ulu Ozan’dan biri olmuştur. İnancından dolayı çileli bir hayat geçirdiği, zindanlarda yattığı söylenir. Ölümüyle ilgili kesin bilgiler olmamakla beraber, Pir Sultan Abdal’ın 1560’da asılmasından sonra uzun süre kaçak yaşayıp köyünde vefat ettiği sanılmaktadır. Sevgi, barış, dostluk temelli nefesler söylemiştir.
Çeşitli Bektaşi mecmualarında Hatayi ve Pir Sultan’la beraber en çok Kul Himmet’in manzumeleri görülmektedir. Bu da gerek yaşadığı devirde ve gerekse sonraki devirlerde büyük bir şöhreti olduğunu göstermektedir.

Seyyah Olup Şu Âlemi Gezerim

Seyyah olup şu alemi gezerim
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kendi efkarımca okur yazarım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

İki elim gitmez oldu yüzümden
Ah ettikçe yaşlar gelir gözümden
Kusurumu gördüm kendi özümden
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Bozuk şu dünyanın temeli bozuk
Tükendi daneler kalmadı azık
Yazıktır şu geçen ömre yazık
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Kul Himmet üstadım ummana dalam
Gidenler gelmedi bir haber alam
Abdal oldum şal giydim bir zaman
Bir dost bulamadım gün akşam oldu